Ömer Sabancının Girişimcilik Kongresi Konuşması
Kategoriler: Girişimcilik
Yazar:: admin
Bakanım, Sayın Rektör, değerli konuklar, değerli basın mensupları ve sevgili gençler,
TÜSİAD Yönetim Kurulu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ekonomik büyümenin temel
unsurlarından biri olan ‘girişimcilik’ konusuna dikkat çekmek ve gençleri girişimciliğe özendirmek
amacıyla düzenlemiş olduğumuz Girişimcilik Kongremizin üçüncüsüne hoşgeldiniz.
Girişimcilik konusunun ayrıntıları birazdan yurt içinden ve yurt dışından kongremize katılan değerli
konuşmacılarımız tarafından sizlere sunulacak. Bu nedenle ben, kısaca, üyelik yolunda ilerlediğimiz
Avrupa Birliği’nde, girişimcilik konusunda öne çıkarılan politikalara ve ülkemizde girişimciliğin
geliştirilmesi için bazı önerilere değinmek istiyorum.
Avrupa Birliği, 2000 yılında bilgiye dayalı ekonominin parçası olarak istihdamı, ekonomik reformları
ve toplumsal uzlaşmayı güçlendirmek üzere hazırladığı Lizbon Stratejisi’nde, girişimciliğin
geliştirilmesinin önemle altını çizdi. Daha sonra ise, girişimciliğin inovasyon, rekabet gücü ve
büyümede itici güç olmasından ve Birliğin bu alanda arzu edilen performansı sergileyememesinden
hareketle, 2003 yılında “Girişimcilik Üzerine Yeşil Belge” hazırlandı. Yeşil Belge, gelecekte
uygulanacak en iyi girişimcilik politikası konusunda, ilgili çevrelerde geniş bir tartışma başlatmayı
amaçladı. Nitekim, bunun ardından 2004 yılında bir eylem planı oluşturularak, girişimciliğin
geliştirilmesi için 5 stratejik alan belirlendi. Bu kapsamda;
• eğitim yoluyla girişimci bir zihniyet yapısının oluşumuna destek verilmesi,
• risk almaya elverişli bir ortam yaratılarak daha çok kişinin girişimci olmaya teşvik edilmesi,
• kadın ve genç girişimciliğinin ve yenilikçi sanayi kümelenmelerinin teşviki yoluyla
rekabetçilik ve büyüme performansının artırılması;
• finans olanaklarına erişimin geliştirilmesi ve
• yasal ve idari yüklerin hafifletilmesi
ana konular olarak sıralandı. AB, 2005 yılından başlamak üzere bu alanlarda kaydedilen ilerlemeyi de
takibe aldı.
Avrupa iş dünyası da ekonomik büyüme ve istihdam yaratmanın, ancak girişimciliğin gelişmesiyle
mümkün olacağını savunmakta ve AB’nin Lizbon Stratejisi hedeflerine ulaşılması için, karar alıcı
mercilerin, girişimcilerin sesine kulak vermesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çerçevede, Avrupa iş
dünyasının temsil örgütü UNICE, AB düzeyinde belirlenen politikaların hedefine ulaşması için,
gelişmelerin sıkı takipçisi olmaktadır.
Yeterince girişimci ve yenilikçi olamamanın yanında, AB ülkelerinin karşısındaki en önemli
sorunlardan birisi de nüfusun hızla yaşlanması olarak kabul edilmektedir. Bu demografik değişim,
Avrupa Komisyonu’nun gündemine çeşitli meseleleri de beraberinde getirmektedir. Girişimcilik
açısından bakıldığında, girişimciliğin en yoğun olduğu yaş aralığı 25-34 yaş olarak ortaya konmuştur.
Bu noktada, genç nüfusunu girişimci bir güce dönüştürebildiği takdirde, Türkiye’nin ekonomik
anlamda rekabetçiliğini çok daha ileri bir seviyeye taşıması mümkündür. Halbuki bugün önümüzdeki
tablo, genç nüfusun potansiyelinin ekonomik bir avantaja dönüşemediğini ortaya koymaktadır. 2005
yılı Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, genel işsizlik oranı %10,3, genç nüfustaki işsizlik oranı
ise %19,3 olarak tespit edilmiştir. TÜSİAD’ın çeşitli demografi, büyüme ve istihdam raporlarında
belirtildiği gibi, önümüzdeki yıllarda Türkiye’de genç nüfustaki artışa bağlı olarak daha çok gencin
işgücü piyasasına girmesi beklenmektedir. Bunun işsizlik sorununu derinleştirmesini engellemek için
daha fazla istihdam alanı yaratılmalıdır. Ekonomide görülen yapısal dönüşümle beraber kamunun
istihdam yaratma potansiyeli azalırken özel kesiminki artmaktadır. Dolayısıyla, işsizlik oranının aşağı
çekilmesi için izlenecek politikalar kapsamında özel sektörde girişimciliğin geliştirilmesi şarttır.
Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı Rekabet Gücü raporuna göre de 117 ülke arasında Türkiye
2005 yılında ancak 66. sırada yer almıştır. Rekabet gücümüzü kayda değer bir şekilde artırmak için
inovasyon ve yaratıcılıkla beslenen girişimciliği yaygınlaştırmak ve desteklemek, temel çıkış noktamız
olmalıdır. Yenilikçi girişimciliğin, yeni düşüncelerin yaratılması, uygulanması ve yayılmasını
hızlandırma, yeni endüstrilerin doğmasına yol açma ve yeni teknolojileri kullanan sektörlerde
verimliliği artırma işlevlerinden yararlanmak gereklidir.
Girişimciler ve küçük ölçekli işletmeler, servis ve bilgiye dayalı sektörlerde önemli bir rol oynamaları
dolayısıyla ekonominin merkezinde yer alırlar. Büyüme, şirketlerin hayatta kalmaları, inovasyon,
istihdam yaratma, teknolojik değişim, üretim artışı ve ihracat gibi kriterler göz önünde
bulundurulduğunda, girişimcilik ve ekonomi arasında önemli bir bağlantı söz konusudur. Ama asıl
önemlisi girişimcilik, kişisel gelişimi zorunlu kılar; yarattığı rekabet ortamında kişilerin hep daha iyiyi
hedeflemesini sağlar. Girişimcilik fırsatı herkese sunulduğunda, sosyal anlamda da bunun pek çok
getirisi vardır; herkese potansiyelini açığa çıkarabilme olanağı verildiğinde, bulunduğu yer ve
geçmişinden bağımsız olarak başarı elde edebilmesi mümkün kılınır.
Bu çerçevede, toplumda, özellikle gençler arasında girişimciliğin özendirilmesinin üzerinde önemle
duruyoruz. Ülkemizde üniversitelerimizde girişimcilik konusunun ele alınması, gençlerin
bilinçlendirilip teşvik edilmesi ve girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması açısından çok önemli
katkılar sağlayacaktır. Mezun olduklarında ‘bir işe girmeyi’ değil, ‘kendi işlerini kurmayı’
amaçlayarak hayata atılan gençler, girişimciliğin temel aktörleri olacaklardır.
Bu amaçla, girişimciliğin gelişmesinin önündeki engellerin giderilmesi önem taşımaktadır. Örneğin,
girişimcinin en önemli ihtiyaçlarından biri olan finansman konusunda ciddi sorunlar mevcuttur.
Özellikle başlangıç aşamasında gerekli olan ‘tohum sermaye’nin oluşmasındaki en büyük sorunlardan
biri finansman konusudur. Yenilikçi ve teknoloji ağırlıklı faaliyet gösteren firmaların arkasındaki en
büyük destek olarak nitelendirilen ‘risk sermayesi’ konusunda da Türkiye emekleme aşamasındadır.
Mevcut risk sermayesi çoğunlukla yabancı ortaklı bankalar tarafından tedarik edilmektedir. Son
dönemde şirket içi risk sermayesi fonları kurulmaya başlasa da toplam risk sermayesi piyasası yetersiz
düzeyde kalmaktadır.
Finansal piyasaların etkin çalışmasını sağlayacak mekanizmaları uygulamaya koymadan, uygun vade
ve maliyet yapısına sahip finansal kaynakları daha çeşitli hale getirmeden, küçük ve orta boylu
işletmelerin kaynak sorununu çözmek de zor olacaktır.
Sayın Konuklar,
Türkiye’de ekonomik yapının girişimci ve yenilikçi olması, ekonomik, teknolojik ve yasal altyapı ile
insan kaynaklarını kapsayan politikalar izlenmesini gerektirmektedir. Bu da yatırım ortamının
iyileştirilmesinden, vergi ve iş hukuku mevzuatının bütüncül bir şekilde ele alınmasına; finansman
seçeneklerinin artırılmasından, girişimcilik destek mekanizmalarının geliştirilmesine; etkin bir AR-GE
ve inovasyon politikası uygulanmasından girişimcilik eğitimine kadar çok geniş bir alanda
çalışmaların gündeme gelmesi demektir.
TÜSİAD olarak, bu düşüncelerden hareketle, gerek yayınladığımız raporlar, gerekse çeşitli
platformlarda dile getirdiğimiz görüşlerle girişimcilik konusunun önemine dikkat çektik. Bunların yanı
sıra girişimciliğin özendirilmesini sağlamak, bu alandaki sorunların paylaşıldığı ve çözümlerin
tartışıldığı bir platform oluşturmak ve iş fikrini yatırımcılara sunmak isteyen girişimci üniversite
öğrencileri ile yatırımcıları buluşturmak amacıyla, “Girişimcilik Kongremiz”de öğrencilerimizin iş
fikirlerini ödüllendirmeye karar verdik. Bu noktada, kongremize ev sahipliği yapan Orta Doğu Teknik
Üniversitesi’ne ve iş fikri yarışmamızda işbirliğinden ötürü ODTÜ Genç Girişimciler Topluluğu’na
teşekkürlerimizi sunmak isterim. Ayrıca, kongremizin gerçekleştirilmesine destek olan
sponsorlarımıza da teşekkürlerimi sunuyorum.
Kongremizin ve ödüllerimizin ülkemizde girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması çabalarına katkıda
bulunmasını diliyorum.
=toplam_okunma_yaz();?>











