Tarım ve Hayvancılık

Tıbbi Bitki Üretmek

İhtiyacı görmek değil yaratmak mühim. Sırada yeşil ilaçlara özgü ileri teknoloji ürünü hammaddeler var. Türkiye bu işin öncüsü olabilecek zenginliğe haiz üç ülkeden biri…” İş fikriniz var sermayeniz yok ise üzülmeyin. Bağışlama kredilerine başvurun!”
Yeşil ilaç sanayisine doğru…
Günlük rahat ihtiyaçlara bakarak iş hayatına atılmanın modası geçiyor. Yeni anlayış inovasyon temelli girişimlerle geleceği kurgulamak. Ihtimaller içinde gereksinimleri şimdiden keşfetmeyi gerektiren bir süreçteyiz. Devir değişti. İhtiyacı görmek değil, yaratmak mühim.
Temel eğilim tek cümleyle özetlenebilir: “İş hayatında gereksinimler yaratılmadıkça her şey taklitten öteye gidemez!” Bugün değişiklik dinamikleri her toplumun kültür algısına bakılırsa şekilleniyor. Mühim olan küresel dünyanın ortak ihtiyacını algılayabilmekte…
Geleceğin eğilimleri mühim
İster kutupta ister ekvatorda yaşasın, her insanoğlunun temel gereksinimleri aynı. Biyolojik ihtiyaçların standart olmasına rağmen, coğrafi farklılık söz mevzusu olduğunda bile temel gereksinimler değişmiyor.
Konumuzun dışından canlı bir örnek vereyim: Hatırlayın, ABD pazarında tekstil işiyle uğraşan Murat Vargı, 1994 krizinde bu sıkıntılı işi bırakıp fütüristik projelerle ilgilenmeye başladı.
O şıralar birkaç bireyi değil, geleceğin global toplumunu etkileyecek bir değişime kafayı takmıştı. Yeni filizlenmekte olan GSM projesini anlaşılabilir bir paket haline getirip Türkiye’nin en büyük topluluklarına sundu.
Bir çok şirket işin büyüklüğünü algılayamadığından öneriye sıcak bakmadı. Bunun Türk halkı için bir ütopya, ferdin güncel ihtiyacına cevap vermekten uzak fantastik bir proje bulunduğunu sandılar.
Murat Vargı geleneksel alışkanlıkları kıramadıysa da iddiasını ısrarla devam ettirdi. Ta ki ufkun ötesini daha net gören Mehmet Güvenli Karanıehnıet bu işe “evet” diyene kadar…
Ve Turkcell, gelecekte şahıs başına 10 bin dolar ulusal geliri yakalayacak bir toplumun hayatına işte bu şekilde girdi.
Geleceğin ihtiyacı yeşil ilaçlar
Bu pencereden bakınca Türkiye’nin önünde hala fazlaca sayıda fırsat var. Geçenlerde derleyip toparladım, minimum 30 proje bizlere mal edilip dünyaya sunulabilir. Şimdi öykünmek işlerle uğraşacak konumda değiliz üstelik. Gerçi Türkiye için ileri teknoloji hemen hemen uzak küçük bir ihtimal. Mesela, cep telefonu misali çipli aparatlarla elektronik tedaviye daha fazlaca süre var.
Fakat bitkilerin biyoteknoloji yöntemiyle işlenmesi yeni bir tedavi anlayışını ortaya çıkarmak suretiyle. Kendi gerçeğimizi kabul ederek toplumları etkileyecek onlarca proje üretebiliriz. Deposu bu coğrafyaya bağlı olan basit ürünler için geleceğin toplumsal ihtiyacını yaratmamız mümkün. Mesela, sıhhat alanında gerçekleşmesi beklenen yeşil projeler bunun en karakteristik olanı!
Gelecek için meydana getirilen projeksiyonlar şunu söylüyor: Bugün süreğen ve habis hastalıkların tedavisi yalnız bileşik orijinli değil, organik kaynaklı bazı maddelerin ilaca dönüştürülmesiyle gerçekleşecek. Son bilimsel çalışmalarda bu eğilimin ciddi ipuçları var. Nebat özütleri, mayalar, mantarlar, mikrobik canlılar ve ileri derecede biyo-mühendislik becerileri…
Hatta kimi yerde maden filizlerinin kombinasyonları da işin içine giriyor. Günümüzün büyük ilaç şirketleri bu mevzularda yeni departmanlar kuruyor, araştırmaya büyük paralar harcıyor.
Naturel hammaddemiz bolca
Dünyada çevresel etkilerin dayatmasıyla ilaçta da doğaya dönüşün yolu açılmak suretiyle. Bilhassa denizel ve karasal hammaddelerle ülkemiz öne çıkan yeni bir sektörün merkezi olabilir. Antibiyotik karaktere haiz birçok endemik nebat bu topraklarda yetişiyor. Kalp hastalıklarında kullanılan kan sulandırıcılardan; damarsal iltihabi procesleri etkileyen hemen hemen bileşimi açığa çıkmamış birçok organik kaynak gene bizde. Bu iş devlet ve üniversiteler tarafınca kafi ilgiyi görürse epey mesafe alınacak.
Bazı girişimcilerin bugün ‘gıda takviyesi’ olarak pazara sunmuş olduğu ürünler gelecekte oluşacak mühim bir sektörün ilkel öncülleri. İnternete bir göz gezdirin ya da eczane raflarına bakın; yerlisi yabancısıyla bunlar ilaç ambalajlarını çağrıştırıyor. Fakat hiçbiri ilaç değil.
Bilhassa yabancı menşeli olanların bir çok ilaç şeklinde fizyolojik ve ruhsal etkilerle sanki ilaç şeklinde takdim ediliyor. Şimdi bu moda bizde de başladı. Oysa bunların birer ilaç haline gelmesi için bambaşka girift proseslerden geçmesi ve uzun seneler kontrol edilmesi lazım.
Bu girişimcilerin bazılarını bilim dışı işlerle meşgul olan birileri şeklinde değerlendirmiyorum. Mesele bu işe tıp mensuplarının, bilhassa de eczacıların yeterince el atmamasından kaynaklanıyor.
Devletimizde bir çok endemik (yöreye özgü) bin 200 civarında tıbbi nebat var. Aromatik nitelikli olanları da katarsanız sayı bin 500’ü geçiyor. Üstelik çoğunun gen niteliği dahi hemen hemen araştırılmamış. Bunlar aslen geleceğin yeşil tedavisi için gizli saklı birer gömü.
Tıbbi nebat yetiştiriciliği yeni bir iş
Eczacılık fakültelerinde ‘farmakognozi’ adıyla malum disiplin çoğu zaman biyolojik kalite taşıyan bu tür maddelerin içeriğiyle ilgileniyor. ‘İspençiyari preparat’ olarak anılan ilaç karışımlarına da bu organik hammaddelerin bazıları giriyor. Bunlar eczacılık ‘farmakope’lerinde yer almış kimi organik maddeler.
Yüksek uzmanlık yapmamış bir piyasa eczacısı bile bunların ne işe yaradığını bilir. Eğer yasalarda değişim yapılır bitkisel alkoloidler ve bunlardan izole edilen öteki maddeler eczacılık disiplini içinde günümüze taşınırsa, Türkiye bu tarz şeyleri birer hammaddeye dönüştürüp gelişmekte olan yeşil tıbbın öncülüğünü yapabilir.
Dünya son hızla bileşik bazlı ilaçlardan organik ilaçlara doğru bir kayma gösteriyor. Kısacası gezegenimizin en garip florasına haiz Türkiye’de ‘yeşil ilaç hammaddesi’ üreten tesislerin kurulması beklenebilir. Bu mevzuda büyük ilaç firmalarıyla ortak yatırım yapılması mümkün. Hindistan ve Çin bu mevzuda ilk adımı atan ülkelerden ikisi…
Etnofarmakoloji’ son yıllarda ehemmiyet kazanmıştır. Bu süreç bir bakıma halk hekimliğinin bilimsel hale gelmiş şekli. Tipik temsilcisi ise Çin. Bizim ifade ettiğimiz ‘yeşil ilaç endüstrisi’ ise fazlaca daha değişik bir sektör. Bileşik ilaçlara eşdeğer olabilecek organik orijinli hammaddeleri ifade ediyor. Bunu tek bir şirket kendine iş edinebileceği şeklinde, üniversitelerin desteği alınarak dünyada bir tek ‘yeşil ilaçlar’a özgü bir hammadde sektörü kurulabilir. Internasyonal sayılı örneklerden biri Bolvadin’de etkinlik gösteren çağıl donanımıyla Afyon Alkoloidleri Fabrikası… Burada devletin sıkı denetimi altında haşhaş bitkisinden çeşitli ilaçlar elde ediliyor.
Ekimi ve yetiştirilmesi özgür olan onlarca tıbbi bitkiden fazlaca kıymetli başka maddeleri üretecek fabrikalara da gerekseme var. Bugün meşhur bir ilacın ‘antispazmodik’ (spazm çözücü/sancı giderici] hammaddesi ispanya’da kültüre alınan bir bitkiden elde ediliyor, ilaç firmaları bir tek Anadolu’da değil Kırgızistan ve Türkmenistan şeklinde bakir topraklarda da ilaç hammaddesi arıyor. ‘Nebat biyolojisi’, ‘farmakognozi’, ‘fitoterapi’ ve ‘farmasötik botanik’ ifadesiyle bir çok süre tıbbi bitkilere özgülenen mevzu tüm dünyada sınaî anlamda da ehemmiyet kazanmaya başladı.

Reha Akyürek

Bilgi Üniverstesi Elektronik Mühendisliği bölümünü bitiridim. Profesyonel olarak haber editörlüğü yapmaktayım.
İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı